7 Şubat 2020 Cuma

Ehli sünnet kaynaklarında İmam Aliye lanet edilmesi gerçeği.

Ehli Sünnet sayılanların camilerde İmam Alini lanetlemesi

İslam tarihinden azacık bilgisi olan her kesin bildiği üzere Emeviler İslam dinine karşı en çok düşmanlık edenlerdi. bunun en büyük sebebi ise Emevilerin eskiden Haşimilere olan kabile düşmanlığı, Rasulullah s.a.a’in ise Haşimilerden olması idi. onların İslam’a ve İslam’ı yaymakta Rasulullah s.a.a’e yardımcı olanlara düşmanlığı öyle bir seviyede idi ki, Muaviye’nin ahlaksız annesi
Hind, Uhud günü şehid olan Hz. Hamza a.s’ın ciğerini çıkarıp çiğemişti. bundan sonraki yıllarda İslam’ın muzaffer olması ile Emeviler toplumdaki konumlarıı korumak için zahiren kendilerini İslam’ı kabullenmiş gibi gösterdiler. fakat Rasulullah s.a.a’in vefatından sonra munafıklar ittifakının yönetimi ele geçirmesi, Fedek’i ve Haşimilerin Humus hakkının gaspedilmesi, munafık ittifakının 2-ci kralı Ömer b. Hattab’ın Muaviye’yi Şam’a vali ataması ve Muaviye’nin Ömer döneminden itibaren Şam’ın kontrolünü elinde bulundurması Emevilerin güçlenmesine ve hakkın Ali a.s’a geri döndüğü zamanda isyan bayrağı açıp sonunda tüm İslam ülkelerinin Emevi yönetimine geçmesine sebep oldu.

İşte bu andan itibaren Emeviler içlerinde sakladıkları o eski kinlerini dışarı vurdular. İslam dinin tebliğcisinin Haşimilerden biri olmasından dolayı genelde tüm Haşimilere, özelde ise Rasulullah s.a.a’in vasisi olan imam Ali a.s’a karşı her türlü zulmü meşru saydılar. işte yaptıkları bu cinayetlerden birisi minberlerde imam Ali a.s’a lanet okutturmak ve sövdürmekti. bu çirkin iş Emevi krallarından Ömer b. Abdulaziz dönemine kadar devam etmiştir. fakat bu gün nasibiler köleleri oldukları Emevi sarayını korumak için tüm bu tarihi gerçeklerin üzerine örtmeğe çalışıyor ve bunun “rafiziler tarafından sahabeyi karalamak için uydurulmuş yalanlar” olduğunu idda etmektedirler. bu yüzden biz bu çalışmayı hazırlayarak bu kouyu deliller ışığında aktarmayı karara aldık. yaptığımız bu çalışma 2 bölüm şeklinde olacaktır. ilk bölümde Emevi krallığında imam Ali a.s’a sövme çirkinliğinin genel olarak uygulandığını, daha sonra ise imam Ali a.s’a sövenlerden bazılarını belgelerle ortaya koyacağız.


1. Genel olarak imam a.s’ın lanetlediğini gösteren deliller: çalışmanın bu ilk kısmında Muaviye, Mervan ve benzeri ayrı ayrı kişilerin imam Ali a.s’a sövdüklerinin değil de bu işin o dönemde genel olarak Emevi krallığında yapıldığını belgelerle aktaracağız.

1-1. Ümmü Seleme r.a hadisi: bu konuda ilk delilimiz mümilerin annesi Ümmü Selem r.a’ın şahitliğidir ki, bu sünni kaynaklarında sahih senedlerle rivayet edilmiştir.



resimde gördüğünüz ehli sünnet alimi, kutubu sitte imamlarından Nesai’nin “Hasais” adlı kitabıdır, işaretlediğim yerde şu ifadeler var:

أخبرنا العباس بن محمد الدوري قال حدثنا يحيى بن أبي بكير قال حدثنا إسرائيل عن أبي إسحاق عن أبي عبد الله الجدلي قال دخلت أم سلمة فقالت أيسب رسول الله فيكم فقلت سبحان الله أو معاذ الله قالت سمعت رسول الله يقول من سب عليا فقد سبني
bana Abbas b. Muhammed ed-Duri haber verdi, dedi ki: bana Yahya b. Ebu Bukeyr anlattı, dedi ki: İsrail bana Ebu İshak’dan, o da Ebu Abdullah el-Cedeli’den anlattı, dedi ki: Ümmü Seleme’nin yanına gittim. Bana dedi ki: “içinizde Allahın Rasulünü s.a.a sövüyorlarmı?” dedim ki: “subhanAllah.” Ümmü Seleme dedi ki: «Rasulullah s.a.a’den şöyle duydum: “kim Aliye söverse şüphesiz bana sövmüştür.”»

Nesai, “Hasais”, sayfa 79, hadis 86

hadisi Ahmed b. Hanbel “Müsned”, 6/323, hadis 26791‘de; Hakim en-Nişaburi “Müstedrek”, 4/211, hadis 4615‘de rivayet etmiştir.

hadisin sıhhatine gelince, Nesai’nin kitabını tahkik eden Ebu İshak el-Huveyni bu konuda diyor ki:

إسناده صحيح
isnadı sahihtir.

Nesai, “Hasais”, sayfa 79, hadis 86

Ahmed b. Hanbel’in kitabını tahkik eden Şuayb el-Arnaut da hadisin sıhhatini onaylayarak diyor ki:

تعليق شعيب الأرنؤوط : إسناده صحيح
Şuayb el-Arnaut: isnadı sahih’tir.

Ahmed b. Hanbel, “Müsned”, 6/323, hadis 26791

hadisi kitabında rivayet eden Hakim ve onun kitabını tahkik eden ez-Zehebi hadis hakkında diyorlar ki:

هذا حديث صحيح الإسناد و لم يخرجاه و قد رواه بكير بن عثمان البجلي عن أبي إسحاق بزيادة ألفاظ
تعليق الذهبي قي التلخيص : صحيح
(Hakim): bu hadisin isnadı sahih’tir fakat rivayet etmemiştirler.
ez-Zehebi: sahih

Hakim en-Nişaburi “Müstedrek”, 4/211, hadis 4615

görüldüğü gibi Ümmü Seleme r.a annemiz Rasulullah s.a.a’in sözünü Ebu Abdullah el-Cedeli’ye aktararak Rasulullah s.a.a’in sövüldüğünü bildirmektedir. Yani Ümmü Seleme annemiz o dönemde imam Ali a.s’a sövüldüğünü bu sözleri ile ıspat etmektedir.

1-2. Muaviye’nin Muğire b. Şube’ye emri: Emevilerin ikinci kralı olan Muaviye bölgelere tayin ettiği valilerin hepsine Hz. Ali a.s’a sövme emri vermişti. bu valilerinden birisi de Muğire b. Şube idi.



resimde gördüğünüz sünni hadis, tarih ve rical alimi ibni Esir’in “el-Kamil fit-Tarih” kitabıdır, işaretlediğim yerde şu ifadeler var:

أن معاوية استعمل المغيرة بن شعبة علي الكوفة سنة إحدى وأربعين فلما أمره عليها دعاه وقال له: أما بعد فإن لذي الحلم قبل اليوم ما تقرع العصا وقد يجزي عنك الحكيم بغير التعليم وقد أردت إيصاءك بأشياء كثيرة أنا تاركها اعتمادا علي بصرك ولست تاركا إيصاءك بخصلة لا تترك شتم علي وذمه والترحم علي عثمان والاستغفار له والعيب لأصحاب علي والإقصاء لهم والإطراء بشيعة عثمان والإدناء لهم فقال له: المغيرة قد جربت وجربت وعملت قبلك لغيرك فلم يذممني وستبلو فتحمد أو تذم فقال: بل نحمد إن شاء الله تعالى.
H. 41. yılda Muaviye Muğire b. Şu’be’yi Küfe valiliğine tayin ettiğinde yanma çağırıp ona şunları söylemişti: «… Hikmet sahibi bir kişinin aslında sana bir şey öğretmeğe kalkışmaması gerekir. Ben sana bazı şeyleri tavsiye etmek istedim, ancak ileri görüşlülüğüne güvenerek bunları sana bıraktım. Bununla birlikte bazı şeyleri tavsiye etmekten de kendimi alamıyorum. Ali’ye sürekli olarak küfretmeyi ve onu kötülemeyi ihmal etmeyeceksin. Osman’a da rahmet okuyup sürekli mağfiret dileyeceksin. Ali’nin ve adamlarının ayıplarını her fırsatta ortaya koyacak, onları kötüleyip duracaksın. Osman’ın taraftarlarım sürekli övecek, Ali’nin taraftarlarını ise yere batıracaksın.» Muğîre onun bu sözlerine: «Sen beni denedin ve bu şekilde ben de denenmiş oldum. Sen de aynı şekilde deneneceksin ve sonunda ya iyilikle anılacak veya sürekli kötülenip duracaksın» diyerek karşılık vermiş, Muaviye de bunun üzerine: «İnşallah ikimiz de sürekli olarak iyilikle anılıp duracağız.» demişti.

ibni Esir, “el-Kamil fit Tarih”, 3/326

1-3. Mervan b. Hakem hadisi: konu hakkındaki sonucu delilimiz ise Mervan b. Hakem ile imam Ali el-Zeynelabidin a.s arasında geçen konuşmadır ki, bunu da sünni hadisçiler sahih senedlerle rivayet etmiştirler.



resimde gördüğünüz sünnilerin hadis ve rical alimlerinden ez-Zehebi’nin “Tarihul İslam” adlı kitabıdır, işaretlediğim yerde şu ifadeler var:

وروى عمر بن علي بن الحسين، عن أبيه قال: قال مروان: ما كان في القوم أدفع عن صاحبنا من صاحبكم يعني عليا عن عثمان، قال: فقلت: ما بالكم تسبونه على المنابر قال: لا يستقيم الأمر إلا بذلك.
Ömer b. Ali b. Hüseyin babası Ali (imam Ali el-Zeynelabidin a.s)‘dan rivayet etti, dedi ki: Bir gün Mervan (vali iken) dedi ki: “Şu topluluğun içinde Osman bizim adamımız olduğu halde onu sizin adamınızdan -yani Ali’den- daha fazla müdafaa eden kimse olmamıştır.” Ben dedim ki: “Peki ne oluyor da siz ona, hutbeye çıkınca sövüp sayıyorsunuz!” Mervan dedi ki: “bu idare işi ancak böyle yürüyor.”

Hadisi rivayet ettikten sonra ez-Zehebi diyor ki:

رواه ابن أبي خيثمة. بإسناد قوي، عن عمر
ibni Hayseme kavi isnad ile Ömer b. Ali’den rivayet etmiştir.

ez-Zehebi, “Tarihul İslam”, 3/460-461

görüldüğü gibi bu hadiste de Emeviler döneminde imam Ali a.s’a sövüldüğü ve bu işin sadece bir kaç şahıs tarafından değil Emevi krallığı tarafından topluca yapıldığı bildirilmektedir. ek olarak yaptıkları işi itiraf eden Mervan b. Hakem bunu yönetimi elde tuta bilmek için yaptıklarını söylemektedir.

2. imam a.s’a lanet edip sövenlerden bazıları: çalışmamızın bu ikinci bölümünde ise Hz. Ali a.s’a söven ve lanet edenlerden bazılarını tek tek sizlerle paylaşacağız.

2-1. Muaviye: bu çirkin ve ahlaksız işin ahlaksız kadın Hind’in oğlu Muaviye tarafından başlatılmış olması Muaviye’nin imam a.s’a sövdüğünü belgelemek için tek başına bile yeterlidir. çünkü bir işe emir veren hiç şüphesiz emir verdiği işe ortaktır. Fakat bundan başka sahih hadislerde vardır ki, Muaviye l.a’ın imam Ali a.s’a sövdüğünü açıkca belgelemektedir.



resimde gördüğünüz sünni hadis alimi Müslim’in “es-Sahih” adlı kitabıdır, işaretlediğim yerde şu ifadeler var:

حدثنا قتيبة بن سعيد ومحمد بن عباد (وتقاربا في اللفظ) قالا: حدثنا حاتم (وهو ابن إسماعيل) عن بكير بن مسمار، عن عامر بن سعد بن أبي وقاص، عن أبيه، قال: أمر معاوية بن أبي سفيان سعدا فقال: ما منعك أن تسب أبا التراب؟ فقال: أما ذكرت ثلاثا قالهن له رسول الله صلى الله عليه وسلم، فلن أسبه. لأن تكون لي واحدة منهن أحب إلي من حمر النعم. سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول له، خلفه في بعض مغازيه، فقال له علي: يا رسول الله! خلفتني مع النساء والصبيان؟ فقال له رسول الله صلى الله عليه وسلم “أما ترضى أن تكون مني بمنزلة هارون من موسى. إلا أنه لا نبوة بعدي”. وسمعته يقول يوم خيبر “لأعطين الراية رجلا يحب الله ورسوله، ويحبه الله ورسوله” قال فتطاولنا لها فقال “ادعوا لي عليا” فأتى به أرمد. فبصق في عينه ودفع الراية إليه. ففتح الله عليه. ولما نزلت هذه الآية: فقل تعالوا ندع أبناءنا وأبنائكم [3/ آل عمران/61] دعا رسول الله صلى الله عليه وسلم عليا وفاطمة وحسنا وحسينا فقال “اللهم! هؤلاء أهلي

Amir b. Sad b. Ebu Vakkas dedi ki: Muaviye b. Ebu Süfyan Sad’a emir verdi ve dedi ki: “seni Ebu Turab’a sövmekten alıkoyan nedir?” Sad dedi ki: “Benim söyleyeceğim üç şey var ki, bunları onun için Rasulullah s.a.a söylemiştir, bu seple ona asla sövemem. Bu üç şeyden birinin benim olması bence kızıl develerden daha makbuldür. Ben Rasulullah s.a.a’ın gazalarından birinde onu yerine bıraktığını, onun: “ya Rasulallah! Beni kadın ve çocuklarla beraber mi bıraktın?” dediği zaman Rasulullah s.a.a’in “Benden Musa’ya nisbetle Harun yerinde olmana razı değil misin? Şu kadar var ki, benden sonra Peygamberlik yoktur.” buyururken işittim; Hayber gününde de “Bu sancağı mutlaka Allah ve Resulünü seven, Allah ve Resulü de kendisini seven bir zata vereceğim.” buyururken işittim. Biz sancak için hepimiz uzandık. Fakat o “Bana Ali’yi çağırın!” buyurdu. Ali gözlerinden rahatsız olduğu halde getirildi. Rasulullah s.a.a onun gözüne tükürdü ve sancağı kendisine verdi. Allah da ona fethi müyesser kıldı. ve “De ki: Gelin, bizim ve sizin çocuklarınızı çağıralım…” (Al-i İmran 61) ayeti indiği zaman Rasulullah s.a.a Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’i çağırarak: “Allahım! Benim ailem bunlardır.” buyurdu.”

Müslim, “es-Sahih”, 4/1871, Sahabenin fazileti kitabı, 4-cü bab, hadis 2404

hadisi Ahmed b. Hanbel “Müsned”, 1/85, hadis 1608‘de; Tirmizi, “Sünen”, 6/86-87, Menakıb kitabı, hadis 3724‘de; Hakim “Müstedrek”, 3/163, hadis 4719‘da rivayet etmiştir.

hadisin “Sahihi Müslim”de rivayet edilmiş olması sünniler nezdinde hadisin sıhhati için zaten yeterlidir. Fakat biz sünni muhaddislerin de hadis hakkındaki beyanlarını aktaracağız.

“Müsnedi Ahmed” kitabının muhakkiki Şeyh Şuayb el-Araut hadis hakkında diyor ki:

تعليق شعيب الأرنؤوط : إسناده قوي على شرط مسلم
Şuayb el-Arnaut: isnadı Müslim şartına göre kavidir.

Ahmed b. Hanbel, “Müsned”, 1/85, hadis 1608

hadisi kendi kitabında rivayet eden Tirmizi ise hadisi rivayet ettikten hemen sonra diyor ki:

قال أبو عيسى هذا حديث حسن صحيح غريب من هذا الوجه
Hadis bu vech ile hasen sahih garibdir.

Tirmizi, “Sünen”, 6/86-87, Menakıb kitabı, hadis 3724

yine hadisi kendi kitabında rivayet eden Hakim ve onun kitabını tahkik eden ez-Zehebi hadis hakkında diyorlar ki:

هذا حديث صحيح على شرط الشيخين و لم يخرجاه
تعليق الذهبي قي التلخيص : على شرط البخاري ومسلم
Hakim: bu hadis Şeyhayn (Buhari ve Müslim) şartlarına göre sahihtir fakat tahriç etmemiştirler.
ez-Zehebi: Buhari ve Müslim şartlarına göre (sahih)

Hakim, “Müstedrek”, 3/163, hadis 4719

görüldüğü gibi burada Muaviye imam Ali a.s’a sövmesi için Sad b. Ebu Vakkas’a emir vermekte, fakat o bu emre uymadığı için sebebini sorgulamaktadır. Sad ise buna Ali a.s hakkında Rasulullah s.a.a’den duyduklarını rivayet ederek karşılık vermektedir.

2-2. Mervan b. Hakem: şüphesiz ki, insalar içerisinde en şerefsiz ve Ali a.s düşmaları içerisinde en önde gelenlerden birisi Mervan b. Hakem l.a’dır. Rasulullah s.a.a tarafından hem babası ve hem de kendisi lanetlenmiş olan bu şerefsiz varlık ömrünün souna kadar Hz. Ali a.s’a sövmüş ve lanet okumuştur.



resimde gördüğünüz sünni muhaddislerden Ahmed b. Hanbel’in “İlel ve Marifetur Rical” adlı kitabıdır, işaretlediğim yerde şu ifadeler var:

حدثني أبي قال حدثنا إسماعيل قال حدثنا بن عون عن عمير بن إسحاق قال كان مروان أميرا علينا ست سنين فكان يسب عليا كل جمعة ثم عزل ثم استعمل سعيد بن العاص سنتين فكان لا يسبه ثم أعيد مروان فكان يسبه
bana babam anlattı, dedi ki: bana İsmail anlattı, dedi ki: ibni Avn bana Umeyr b. İshak’dan anlattı, dedi ki: Mervan bize 6 yıl emir oldu ve tüm Cuma günleri Ali’ye sövdü. Sonra azledildi ve Said b. As 2 yıl onun yerine geçti, o Ali’ye sövmedi. Daha sonra Mervan tekrar emir oldu ve Ali’ye sövdü.

Hadisten sonra kitabın muhakkiki Vasiyullah b. Muhammed Abbas diyor ki:

إسناده صحيح
isnadı sahihtir.

Ahmed b. Hanbel, “İlel ve marifetur Rical”, sayfa 176, hadis 4781

Mervan b. Hakem hutbelerinde Ali a.s’a sövdüğüden dolayı o dönemin müslümanları namazdan sonra hutbeyi beklemez ve hemen camiden çıkarlardı. Işte bu yüzden Mervan b. Hakem hutbeyi namazdan öne geçirmiştir.



resimde gördüğünüz nasibilerin en güvenilir muhaddisi Buhari’nin “es-Sahih” adlı kitabıdır, işaretlediğim yerde şu ifadeler var:

حدثنا سعيد بن أبي مريم قال حدثنا محمد بن جعفر قال أخبرني زيد بن أسلم عن عياض بن عبد الله بن أبي سرح عن أبي سعيد الخدري قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يخرج يوم الفطر والأضحى إلى المصلى فأول شيء يبدأ به الصلاة ثم ينصرف فيقوم مقابل الناس والناس جلوس على صفوفهم فيعظهم ويوصيهم ويأمرهم فإن كان يريد أن يقطع بعثا قطعه أو يأمر بشيء أمر به ثم ينصرف قال أبو سعيد فلم يزل الناس على ذلك حتى خرجت مع مروان وهو أمير المدينة في أضحى أو فطر فلما أتينا المصلى إذا منبر بناه كثير بن الصلت فإذا مروان يريد أن يرتقيه قبل أن يصلي فجبذت بثوبه فجبذني فارتفع فخطب قبل الصلاة فقلت له غيرتم والله فقال أبا سعيد قد ذهب ما تعلم فقلت ما أعلم والله خير مما لا أعلم فقال إن الناس لم يكونوا يجلسون لنا بعد الصلاة فجعلتها قبل الصلاة
bana Said b. Ebi Meryem anlattı, dedi ki: bana Muhammed b. Cafer anlattı, dedi ki: Zeyd b. Eslem bana İyaz b. Abdullah’dan, o da Ebu Said el-Hudri’den haber verdi, dedi ki: “bir kurban bayramında veya bir ramazan bayramı gününde Mervan b. Hakem ile birlikte namazgaha çıktım. O zaman Mervan, Medine emiri idi. Namazgaha geldiğimizde bir de baktım ki, orada Kesir b. Salt’ın bina ettiği bir minber var. Bir de gördüm ki, Mervan namazı kıldırmadan evvel o minberin üzerine yükselmeğe davranıyor! Ben hemen (mani olmak için) elbisesinden yakalayıp çektim. O da beni çekti. Nihayet o minbere çıktı ve namazdan evvel hutbe irad etti. Ben ona dedim ki: “Vallahi siz (Rasulullah s.a.a’in sünnetini) değiştirmiş oldunuz.” Mervan dedi ki: “ey Ebu Said, senin o bildiğin şey gitmiştir (yani onun hükmü kalmamıştır).” Dedim ki: “Benim bildiğim şey, (dediğine göre) bilmediğim şeyden vallahi daha hayırlıdır.” bunun üzerine Mervan dedi ki: “Namazdan sonra insanlar (bizi dinlemek üzere) karşımızda oturmayacakları için, ben hutbeyi namazdan evvele aldım.”

Buhari, “es-Sahih”, 1/303-304, Adedeyn kitabı, bab 6, hadis 956

hemen akla şu soru geliyor, acaba bu şerefsiz varlık hutbede neler söylüyordu ki, insanlar onun hutbesini dinlememek için kaçıyorlardı? Bakalım “Sahihi Buhari”nin şarihi olan Keşmiri bu konuda neler söylüyor:

ثم إن من السُّنة تقديمَ الصلاةِ على الخُطبة. وإنما قَدَّمها مراونُ على الصلاةِ لأنه كان يَسُبُّ عليًا رضي الله عنه
Sünnete göre namaz hutbeden önce olmalıdır. ve hutbeyi namazdan öne geçiren ancak Mervan olmuştur. çünkü o hutbede Ali r.a’a sövüyordu.

Keşmiri, “Feyzul Bari Şerh Sahihul Buhari”, 4/541

2-3. Muğire b. Şube: sırf dünya ve idarecilik için şerefini satan, Muaviye’nin çanağını yalayanlardan birisi de Muğire b. Şube’dir. bu şerefsiz zındık Muaviye’nin kendisine verdiği “Ali söv” emrini candan bir şekilde yerine getirmek için çalışıp durmuştur.



resimde gördüğünüz ehli sünnet hadis alimi Hakim en-Nişaburi’nin “Müstedrek” adlı kitabıdır, işaretlenmiş yerde şu ifadeler var:

حدثنا أبو بكر محمد بن داود بن سليمان ثنا عبد الله بن محمد بن ناجية ثنا رجاء بن محمد العذري ثنا عمرو بن محمد بن أبي رزين ثنا شعبة عن مسعر عن زياد بن علاقة عن عمه : أن المغيرة بن شعبة سب علي بن أبي طالب فقام إليه زيد بن أرقم فقال : يا مغيرة ألم تعلم أن رسول الله صلى الله عليه و سلم نهى عن سب الأموات فلم تسب عليا و قد مات
bana Ebu Bekir Muhammed b. Davud anlattı, dedi ki: bana Abdullah b. Muhammed anlattı, dedi ki: bana Reca b. Muhammed anlattı, dedi ki: bana Amr b. Muhammed anlattı, dedi ki: Şube bana Misar’dan, o Ziyad’dan, o da amcasından anlattı, dedi ki: Muğire b. Şube Ali b. Ebu Talib’e sövdü, bunun üzerine Zeyd b. Erkam ayağa kalktı ve ona dedi ki: “ey Muğire! sen Rasulullah s.a.a’in ölüleri sövmekten nehy ettiğini bilmiyor musun? Ali’ye sövme çünkü o ölmüştür.”

Hakim, “Müstedrek”, 1/541, hadis 1419

hadisi Ahmed “Müsned”, 4/369, hadis 19307‘de zayıf bir sened ile; Belazuri “Ensabul Eşraf”, sayfa 178-179, hadis 207‘de farklı bir sened ile rivayet etmiştir.

hadisin sıhhatine gelince, hadisi kitabında rivayet eden Hakim ve oun kitabını tahkik eden ez-Zehebi hadis hakkında diyorlar ki:

هذا حديث صحيح على شرط مسلم ، ولم يخرجاه
قال في التلخيص على شرط مسلم
Hakim: bu hadis Müslim’in şartına göre sahih’tir fakat rivayet etmemiştir.
ez-Zehebi: Müslim şartına göre (sahih).

Hakim, “Müstedrek”, 1/541, hadis 1419

Kaynak: velayet.wordpress.com

#Muaviye'nin Hz Ali'ye cuma hutbelerinde sövdürmesi
#kim 70 yıl minberlerden Hz.ALİ ve hanedanına lanet okuttu
#Hz Ali'ye ve Ehlibeyt'e küfür edilmesi Muaviye Emretti

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder